Gönderen: Başak Serçe | 17/11/2010

Ildırı Köyü

Ildırı köyünün antik dönemdeki adı Erythrai’dir. Erythrai sözcüğünün Yunanca’da “kırmızı” anlamına gelen Erythros’tan türediği, kent toprağını kırmızı renginden dolayı Erythra’nin “Kızıl Kent” anlamında kullanıldığı sanılmaktadır. Bir başka varsayıma göre ise kent adını ilk kurucu Giritli Rhadamanthes’in oğlu Erythros’tan almıştır.”

Kaynak: Wikipedia.com

Not: Köyde yaklaşık bir saat dolaşmamıza rağmen Fatmagül’ün suçunun ne olduğunu öğrenemedik.

Gönderen: Başak Serçe | 14/11/2010

Foça

 

Bir başka batar güneş tatildeyken…

Gönderen: Başak Serçe | 13/11/2010

Yenikapı Bursa feribotundan

Bir başka doğar güneş tatile çıkarken….

Gönderen: Başak Serçe | 25/08/2010

Palamutbükü Datça

Gönderen: Başak Serçe | 28/06/2010

Üçkuyular Bostanlı vapurundan

Ne zamandır güneş’i bu kadar büyük, ay’ı bu kadar parlak görmemiştim…

Gönderen: Başak Serçe | 15/06/2010

Rumeli Hisari’ndaki martılar ve karabataklar

Rumeli Hisari’ndaki martilar ve karabataklar

Gönderen: Başak Serçe | 14/06/2010

Lacivert Restaurant

Bir pazar Rumeli Hisarı’ndaki Kale Kafe ve Pastane’nin karşısından kalkan “Lacivert” teknesine biniyorsunuz… Kısa bir yolculuktan sonra “hem İstanbul’dasınız hem de değilsiniz” duygusunu yaşayacağınız mekana varıyorsunuz.

Brunch, Van’ın otlu peynirinden, ceviz reçeline, Elbistan’ın kömbesinden, katmere kadar uzanan zengin büfeden oluşuyor. Herşeyden tadabilmek için herşeyden azar azar yemeniz gerekiyor.

Akşamları harika olduğunu duyduğum Lacivert Restaurant‘a gündüz gitme fırsatımız oldu. Artık bir dahaki sefere…

İletişim:
Lacivert Restaurant & Bar, lacivertrestaurant.com
0 216 413 42 24

Gönderen: Başak Serçe | 01/06/2010

Anadolu Kavağı

Geçtiğimiz cumartesi Anadolu Feneri’nden döndükten sonra merkezde balık yemeğe gittik. “Boğazın sokak çocukları”- yunuslar tura çıkmışlardı ve gözden kayboluncaya kadar keyifle izledik.

Yemek için rastgele bir restorana oturduk. Yediğiniz balıktan, midyeden çok yunus ve martıları izlemek doyurdu karnımızı. Hepsinin hemen hemen aynı ayarda olduğunu duyduk, eğer tavsiye edebileceğiniz bir yer varsa mutlaka bana yazın.
       
Anadolu Kavağı‘nın tarihinin özetini Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nden okumak için tıklayınız.

Not: Fotoğraftaki martı ve yunus fotoğrafı aynı yerde çekilmiş olup üzerinde oynanarak ana fotoğrafa entegre edilmiştir.

Gönderen: Başak Serçe | 31/05/2010

Anadolu Feneri

Boğazın Karadeniz’le birleştiği yer demek çok basit kaçabilir. Fenerden denize bakarken manzara karşısında acayip bir duygu yoğunluğu yaşıyorsunuz. Sessizliği içinize çekin ve sonsuzluğu hissedebilirsiniz.

Peki neymiş bu fenerin hikayesi?
İsmini Anadolufeneri köyünden alan, 1856 yılında Fransızlar’a inşa ettirilen fenerin yüksekliği deniz seviyesinden itibaren 75 metre, kule yüksekliği 20 metredir. Fener önceleri fitilli gazyağı ile çalıştırılırken daha sonra gazlı sistem ile çalıştırılmış ve şu anda 1000 Watt’lık elektrik ampulü kullanılmaktadır. Kaynak: Fenerin dibindeki yazı:)

Fenerle ilgili diğer tarihi açıklamalarını da öğrenmek isterseniz tıklayın.

Gönderen: Başak Serçe | 21/05/2010

Zehra Teyze’nin Bahçesi

Eski Gönderiler »

Kategoriler

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.